stickyimage

Felici is packed with a cool notification manager, alert your visitors the smart way.

Learn More Close


Amino Asit Nedir? Belirtileri Nelerdir? Faydaları ve Vücudumuz İçin Önemi

Amino Asit Nedir? Belirtileri Nelerdir? Faydaları ve Vücudumuz İçin Önemi

İnsan vücudu diğer tüm canlılar gibi hücrelerden oluşur. İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin temel taşı proteindir. Proteinin kelime anlamı “en önemli” demektir. Adından da anlaşılacağı gibi insan için en önemli şey proteindir. Hücre stoplazmasında çözünmüş halde bulunan proteinler; büyümemizi, gelişmemizi, yaralarımızın iyileşmesini, vücudumuzda kasların oluşmasını, bazı gıdaların sindirimini, hastalıklara karşı korunmamızı, zekamızın gelişmesini ve bizim için hayati önem taşıyan vücudumuzdaki azot dengesini sağlar (1).
Vücudumuz için bu kadar önemli olan proteinin yapı taşı amino asitlerdir. Vücudumuza giren proteinler parçalanarak amino asitlere dönüşür ve kolayca kanımıza karışır (2). Vücudumuzun %20’i amino asitlerden oluşur. Yani 50 kilo ağırlığındaki bir insanın 10 kilosu amino asittir. Özellikle kas dokusunun oluşmasında ve gelişmesinde çok etkili olan amino asitler, günümüzde sporcuların vazgeçilmez takviyesi olarak popülerliğini koruyor (3).
Amino asitler ilk kez Fransa’da yapılan bir araştırma sonucu kuşkonmaz bitkisinde bulundu. İlk bulunan amino asit “asparajin”dir. Asparajin yeryüzündeki 20 doğal amino asitten ilk keşfedilendi. Daha sonra ilerleyen yıllarda yapılan çalışmalarla diğer amino asitler de bulundu. En son 1938 yılında “threonin” keşfedildi. Amino asitlerin keşfiyle, bilim ve tıp dünyası insan anatomisiyle ilgili yepyeni bir bakış açısı kazandı (4).

amino asit

amino asit

Amino Asit Nedir?
İnsan vücudundaki tüm metabolik işlemlerde yer alan amino asitler proteinlerin yapı taşıdır ve vücudumuzun ihtiyacı olan proteini üretilmesini sağlayan en önemli unsurdur. Amino asitlerin ürettiği proteinler sayesinde; kaslarımız, derimiz, tırnaklarımız, saçlarımız, hormonlarımız ve bütün enzimlerimiz oluşur. Ayrıca amino asitler hücre yenilenmesini sağlayarak insan yaşamının devam etmesini sağlar. Ruh sağlımızın da dengeli olmasını amino asitlere borçluyuz.
Şu ana kadar keşfedilmiş 20 tane doğal amino asit var. Bunların bir kısmını vücudumuz kendisi üretirken bir kısmını da dışarıdan gıdalar sayesinde alırız.
Bilim dünyası amino asitleri 2* ana gurupta sınıflandırıyor:

Eksojen (Esansiyel) Amino Asitler (5)

  • Arginin
  • Histidin
  • İzolösin
  • Lösin
  • Lizin
  • Metiyonin
  • Fenilalanin
  • Treonin
  • Tryphtophan
  • Valin

Endojen (Esansiyel olmayan) Amino Asitler

  • Alanin
  • Asparagin
  • Aspartat
  • Sistein
  • Glutamat
  • Glutamin
  • Glisin
  • Prolin
  • Serin
  • Tirozin

*Esansiyel amino asitler listesinde yer alan arginin ve histidin bazı durumlarda takviye şeklinde alınmaları gerektiği için “yarı esansiyel amino asitler” olarak adlandırılır (6).
Bu sınıflamanın nedeni vücudumuzla ilgili. Vücudumuz bazı amino asitleri sentezleyemediği için bu amino asitlerin dışarıdan gıda takviyesiyle alınması gerekir. Bazı amino asitler ise vücudumuz tarafından üretilebilir. İşte bu yüzden bir sınıflandırma yapılmıştır.

Amino Asitleri Hangi Besinlerden Alırız?

Protein içeren tüm besinlerden amino asit ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Hayvansal gıdalar ve çeşitli sebzeler içerdikleri proteinle amino asit ihtiyacımızı karşılamamızda bize yardımcı olur.

Amino asit içeren hayvansal gıdalar:

Kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, süt, peynir yoğurt gibi hayvansal gıdalar içerdikleri “tamamlanmış proteinler” sayesinde vücudumuz ihtiyacı olan tüm amino asitleri içerirler. Hayvansal gıdalardan amino asit ihtiyacımızın hepsini karşılayabiliriz. Aynı zamanda bu hayvansal gıdalar B12 vitamininin de en güvenilir deposudur. Ancak hayvansal gıdalar lif içermezler. Doymuş yağ ve kolesterol açısından da zengindirler. Bu yüzden hayvansal gıdaları tüketirken dikkat etmeliyiz. Çok fazla hayvansal gıda tüketmek kalp, tansiyon, kolesterol, bağırsak hastalıkları gibi birçok hastalığa neden olabilir. Dengeli beslenmenin önemini unutmamalıyız.

Amino asit içeren bitkisel gıdalar:

Sebze ve meyveler amino asit açısından hayvansal besinlere oranla oldukça zayıftır. Kuru fasulye, nohut, mercimek, soya fasulyesi gibi bakliyatlar; kabuklu kuruyemişler, tahıllar ve tohumlar da bitkisel protein içerirler. Ancak sebze ve meyvelerin içerdiği protein tamamlanmamış proteindir. Özellikle vejetaryenlerin bu konuda dikkatli olmaları gerekiyor. Hayvansal ürünler tüketmedikleri için amino asit alımları eksik kalabilir. Ayrıca B12 vitamini yönünden de yetersiz beslenme riskleri oldukça yüksek. Vejetaryenseniz belirli aralıklarla yaptıracağınız tahlillerle B12 ve amino asit eksikliğiniz olup olmadığını öğrenebilir ve buna göre takviye kullanabilirsiniz.

Amino Asit Eksikliğinin Belirtileri Nelerdir?

Vücudumuza yeterli amino asitleri almazsak çeşitli rahatsızlığa da davetiye çıkarmış oluruz. Vücudumuzun dengesini sağlayan amino asit eksikliği fiziksel ve ruhsal birçok hastalığın temelini oluşturur. Yapılan araştırmalarda da ruhsal ve fiziksel hastalıkların önemli bölümünde amino asit seviyelerinin belirgin biçimde değiştiği gözlemlenmiştir.

Amino Asit Eksikliğinin Belirtileri
Amino asitlerin en temel görevlerinden olan kas yapımı gerçekleşmeyeceği için kas kayına bağlı olarak aşırı kilo kaybı ortaya çıkar. Yine kas kaybına bağlı olarak yoğun halsizlik hissedilir (7).
Kasların erimesi sonucu en temel günlük işlevlerden olan yürümek, merdiven çıkmak gibi işler bile aşırı yorgunluk verir.
Yine tırnaklarımızın da oluşmasında etkin olan amino asitlerin eksikliğine bağlı olarak tırnak kırılmaları görülür.
Aynı tırnak gibi saçların da temeli amino asitlerdir. Amino asitlerin eksikliğine bağlı ciddi saç problemleri oluşur (8).
Deride kuruluk, kızarıklık ve dökülmeler gibi farklı cilt problemleri ortaya çıkar. Amino asitlerin temel görevlerinden olan cilt onarılması işlevi yerine getirilemediği için cilt problemleri kaçınılmaz olur.
Hücrelerin yenilenmesinde en etkin maddeler olan amino asitlerin eksikliği bir hastalık esnasında iyileşme sürecini uzatır.
Uyku sorunları ve baş ağrısı kendini göstermeye başlar (9).
En ciddi sorunlardan biri de ruh sağlığının bozulmasıdır. Şiddetli depresyonlar kendini gösterir. Zamanla bu durum kronikleşebilir (10).
Uyarı: Amino asit eksikliği tedavi edilmezse ileri boyutlarda organ yetmezliğine kadar gidebilir. Özellikle vegan ya da vejeteryan beslenenlerin bu konuda dikkat etmesi gerekiyor (11).

 

Amino Asit Eksikliği Neden Olur?

Eksikliği vücudumuz için geçekten büyük zararlara neden olan amino asidin vücudumuzda eksilmesinin temel nedenleri var. Bu nedenlere dikkat ederek amino asit eksikliğine karşı kendimizi koruyabiliriz.
Peki amino asit eksikliğinin nedenleri nelerdir?
En önemli neden dengesiz beslenmedir. Özellikle dikkatsiz bir vegan ya da vejetaryen beslenme tarzı en büyük neden olarak biliniyor (12). Çünkü ihtiyacımız olan tüm amino asitleri tam olarak ancak hayvansal gıdalardan temin ediyoruz. Sebze ve meyveler amino asit açısından eksik kalıyorlar.
Bunun yanı sıra yapılan bilinçsiz diyetler maalesef amino asit eksikliğine neden oluyor ve sağlıklı olacağım derken sağlıktan ediyor. Bir beslenme uzmanına ya da diyetisyene danışmadan kendi başınıza diyet uygulamayın özellikle kısa sürede çok kilo verdirmeyi vadeden şok diyetler yapmayın. Sağlığınızdan olursunuz (13).
Bir diğer nedeni de gastrolojik durumlardan kaynaklanıyor. Yani siz ne kadar düzenli ve dengeli beslenseniz de, her ne kadar ihtiyacınız olan proteinleri tüketseniz de sindirim sisteminizden kaynaklı sorunlarınız varsa gerekli amino asitleri alamayabilirsiniz.
Bunlara ek olarak bir diğer neden de vücudun giderek yaşlanmasıdır. Yaşlanmaya bağlı olarak vücut yeterli amino asidi üretemeyebilir.

Amino Asitin Faydaları ve Kullanıldığı Alanlar Nelerdir? 

Amino asitler vücudumuzun temel yapı taşları. Yaşamımızı onlara borçluyuz desek abartmış olmayız. Amino asitlerin faydalarını maddeleyecek olursak: Amino asitler hücrelerin yenilenmesini sağlar. Bu sayede yaşamımıza devam ederiz (14). Düzenli beslenme sayesinde gerekli amino asitleri aldığımız sürece yaşlanmanın da önüne geçmiş oluruz. Organlarımızın birçoğu çalışmasını amino asitlere borçlu. Tırnak ve saçlarımızın oluşmasını ve sağlıklı olmasını yine amino asitlere borçluyuz. İhtiyaç duyduğumuz enerjiyi de amino asitler üretir. Kas yapımı en temel görevleri arasındadır. Bu yüzden düzenli spor yapanlar amino asit takviyesine başvurur. Beyin fonksiyonlarımızın düzenlenmesinde de amino asitler çok etkilidir (15). Ruh sağlığımızı da amino asitler dengeler. Bunların yanı sıra amino asit birçok hastalığın tedavisinde de kullanılıyor. Bu hastalıkların başlıcaları: Obezite bilindiği gibi günümüzün en yaygın hastalıklarından. Amino asitler yağ parçalayıcı özelliği ile obezite ve kilo kontrolü gereken durumlarda kullanılıyor (16). Tip 2 diyabet ve insülin direnci gibi hastalıkların tedavisinde de yapıcı ve onarıcı özelliği ile amino asitler kullanılıyor (17). Alkol ve madde bağımlılığının tedavisinde amino asitler önemli rol oynuyor (18). Alkol ve kullanılan diğer maddelerin vücutta oluşturduğu tahribat amino asitler sayesinde onarılıyor. Dikkat eksikliği, hiperaktivite, demans, Alzheimer, Parkinson gibi beyinsel hastalıkların tedavisinde de amino asitler kullanılıyor. Bu hastalıklar aslında tedavisi tam olarak mümkün olmayan hastalıklar. Ama amino asit takviyeleri hastalığın kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyor. Okul çağındaki çocukların zihinsel gelişiminde ve özellikle sınavlardan kaynaklı stres kontrolünde de amino asitler kullanılıyor (19). Uykusuzluk, baş ağrısı ve migren hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyorlar. Özellikle yanık ve yara tedavilerinde, ameliyat sonrası iyileşme sürecinde amino asitler etkin olarak kullanılıyor. Dokuların onarılması ve yenilenmesi amino asit takviyesiyle hızlandırılıyor. Cinsel hastalıklardan olan sertleşme ve erken boşalma gibi sorunlarda da amino asitlerin yapıcı etkisi biliniyor. Hatta dışarıdan tablet, toz ya da sıvı olarak alınan amino asitlerin yan etkilerinden biri de cinsel isteği arttırması. Tabii sertleşme ve erken boşalma rahatsızlığı tedavisi doktor kontrolünde yapılmalı. Kanser hastalığının tedavisinden kaynaklanan gıda eksikliği, yatalak hastalarda meydana gelen kas kayıpları ve huzursuz bacak sendromu gibi pek çok alanda da amino asitler bakımından zengin beslenme programları ve amino asit takviyeleri kullanılıyor. Bir diğer kullanım alanı da ciltteki yaşlanma etkilerini ve kırışıklığı geciktirmek, kuruyan cildin elastik yapısını yeniden kazanmasını sağlamak ve saç dökülmesini önlemek. Piyasada satılan antiageing-yaşlanma karşıtı ürünlerin içeriğinde amino asitleri görebilirsiniz. Zaten düzenli, dengeli beslenen ve gerekli amino asitleri doğal yollardan alan kişilerin ne kadar geç yaşlandığına çevrenizden de tanık olabilirsiniz. En önemli ve en yaygın kullanım alanı ise spor. Sporcular kas yapılarını korumak ve güçlendirmek için düzenli amino asit takviyesi kullanıyorlar. Özellikle body building de denilen vücut geliştirme sporuyla uğraşanların olmasa olmazı. Vücut geliştirme sporunun amacı olan kas geliştirmek için kasların oluşumunu sağlayan amino asitler, doğal olarak vazgeçilmez oluyor.

 

Amino Asit Takviyeleri

Özellikle sporcuların kullandığı 3 farklı biçiminde sunulan amino asitler mevcut.

  • Tablet
  • Toz
  • Sıvı

İstediğiniz biçimde amino asit takviyesi yapmanız mümkün. Ancak piyasadaki ürünlere çok dikkat edin. Bir doktora ya da beslenme uzmanına başvurmadan bu ürünleri kesinlikle kullanmayın. Ne kadar ve nasıl kullanmanızı gerektiğini destek aldığınız uzman kişi size söyleyecektir.

Amino Asit Takviyesinin Zararları ve Yan Etkileri

Amino asitler doğal ürünler olduğu için bilinen yan etkileri yok denecek kadar az. Ancak zaman zaman mide bulantısı, çarpıntı, cinsel istekte artma gibi nadir görülen etkileri var. Unutulmaması gereken konu ne olursa olsun amino asit sağlayan takviye ürünlerin çok uzun süreli ve yüksek dozlarda kullanılmaması gerektiği.

Bilinçsiz amino asit takviyesi kullanımı kısa vadede bir sorun çıkarmasa da orta ve uzun vadede karaciğer yağlanması, kas yağlanması gibi sorunlara yol açabilir. Piyasadaki her ürüne de rağbet etmeyin ve uzman yardımı olmadan ilaç kullanmayın. Uygun koşullarda hazırlanmamış ve doğal olmayan takviye ilaçlar sağlığınız için öngöremediğiniz, hatta ölümcül sonuçlar doğurabilir.

 

 

 

 

 

 

 

Bir önceki yazımız olan Sağlıklı Yaşam Tarzınız Mı? başlıklı makalemizde doğal beslenme, doğal yaşama ve sağlıklı bir beden hakkında bilgiler verilmektedir.


2 sene ago by in SAĞLIKLI BESLENME. You can follow any responses to this entry through the | RSS feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave A Response

Required